Wolfenstein İncelemesi (PC)
Eylül 16, 2009 | Onur Arslan |
Tartış(36) »
Wolfenstein… Evet, bu isim bir yerden tanıdık geliyor, hatırladım sanırım… Hani şu bizim Wolfenstein, ilk FPS’lerden?… Evet evet ta kendisi… Ne, incelemede miymiş? Yenisi mi geldi? Ooo hemen oturalım o zaman…
“Wolfenstein” ismini önceleri sadece bizim jenerasyon ve bizden biraz daha büyükler biliyordu. Zamanında 386′larla oyun oynamaya çalışan 75-80 yılları arasında doğan oyuncular diyelim
Birkaç sene sonra ortalığı kasıp kavuracak olan Doom’un dedesi, atası, fikir babası, artık ismine ne derseniz deyin ama illa ki akrabası olan Wolfenstein’dan bahsediyoruz. Bu oyunda Nazilere ait bir hapishaneden tek başına kaçmaya çalışan bir kahramanı canlandırıyorduk ve ilk FPS türündeki oyun yanılmıyorsam buydu. Arkadaş ortamlarında “ooolum oyunu kendinmiş gibi, gözünden oynuyosun, sadece elinde silah görüyosun” gibi açıklamalarla “First Person Shooter” kavramı anlatılmaya çalışılıyordu
İşte ilk olarak ortaya çıkan Wolfenstein, id Software tarafından hiç durmadan ilerletilerek önce Doom, daha sonra Quake serilerinin ortaya çıkmasını sağladı ve bu oyunlar büyük başarılar kazandı. Tabi bu başarıyı gören diğer oyun firmaları da ya id’nin geliştirdiği motorları kullandılar, ya da elinde gücü olanlar, “biz de bu motoru geliştirdik” deyip, kendilerine yeni FPS’ler yaptılar ve Doom ile Quake’in muhteşem başarılarından pay almaya çalıştılar. Wolfenstein ismini daha sonra hiç duyamadık. Ta ki 19 Kasım 2001 ve Ağustos 2009′a kadar…
19 Kasım 2001′de anlamlı bir isimle Wolfenstein oyuncuların arasına geri döndü: “Return to Castle Wolfenstein”… “Return” kelimesi aslında kaleye geri dönüşü değil, kalenin bize geri döndüğünü söylemek istiyor gibiydi
id’nin o sıralar çıkardığı Quake III’ün motoru üzerine geliştirilen başka bir motor ile Activision tarafından piyasaya sürülen Return to Castle Wolfenstein’da, Ajan B.J.Blazkowicz’i canlandırıyor ve Nazilerin bu kalede gerçekleştirdiği söylenilen “Paranormal” yani doğaüstü deneylerini araştırmaya gidiyorduk. Aksiyonla birlikte biraz da korku öğeleri içeren RtCF, o zamanlar beğenildi ancak ilk Wolfenstein’ın adına pek de yakışmayan standart bir FPS olduğuna dair görüşler de vardı. Çok fazla çığır açmayan RtCF, FPS severler tarafından oynanıp bitirildi ve rafa kaldırıldı ve Wolfenstein efsanesi yine sessizliğe gömüldü. Ta ki Ağustos 2009′a kadar…
“Uyan bey uyann, Wolfenstein yine hortladı”
id Software de galiba Wolfenstein’i Nazilerin paranormal aktiviteleri paralelinde, oyunu hortlatıp duruyor, üzerinde çeşitli deneyler yapıp tekrar piyasaya sürüyorlar
Geçtiğimiz ayın 20′si civarlarında id Software ve Raven Software tekrar geliştirdiği Wolfenstein’ı piyasaya çıkardı. 2001′deki oyuna bazı atıflarda bulunarak “oradan devam ediyoruz aslında” demeye çalışan Wolfenstein, id’nin daha önce Doom 3 ve Quake 4′te kullandığını bildiğimiz id Tech4 motoruna eklenen ufak tefek geliştirmelerle yapılmış. Uzunca bir girişten sonra oyunun asıl incelemesine geçelim bakalım ne kadar başarılı olmuşlar…

Oyuna ilk başladığımızda, aslında Return to Castle Wolfenstein’in hikayesini bilmeyenler için çok kötü bir anlatım var. Yani eğer ilk defa oynuyorsanız hiçbir şey anlamayabilirsiniz. Bir de olaylar karşısında Ajan Blazkowicz gayet soğukkanlı davranıyor, mesela bir patlama oluyor, herkes yerçekimine karşı koymuş, havada kalıyor ve “yau noooluyor” derken, bizim ajan gayet “cool” vaziyette. Adam önceki oyundan artık o kadar görmüş geçirmiş ki, ne görse hayret etmiyor
Blazkowicz bu sefer yine kaleyi tavaf etmeye gidiyor ama öncesinde, yakınlardaki Isenstadt kasabasında Nazilerin paranormal çalışmalar yapmaya devam ettiği bilgisini üstlerinden alıyor. Bu arada önceki oyunu oynamamış olanlar için söyleyeyim, yıl 1943, Naziler 2.Dünya Savaşında bazı paranormal aktivitelerle “yenilmez” olmak için uğraşıyorlar, Ajan Blazkowicz de Amerikalı bir ajan olarak üstlerinden emir alıyor ve bu paranormal aktivitelere ait söylentilerin doğru olup olmadığını araştırmaya gidiyor. Kısa bir süre içinde de Nazilerin bölgede gerçekten birşeyler karıştırdıklarını anlıyoruz.

Oyun hemen hikayeye atılıyor, 1-2 bölüm geçer geçmez olayların içine girmeye başlıyorsunuz. Daha oyunun başlarında, aslında daha önceki oyundan ele geçirdiğimiz bazı güçlere sahip bir madalyonu kullanıyor ve Nazilerin gizli tesislerde üzerinde çalıştıkları bazı kristalleri toplayarak gücümüze güç katıyoruz. Bu arada belirteyim, madalyonun ismi Black Sun ve sağda solda arattığınızda Nazizim ve Black Sun madalyonu ile ilgili bazı gerçek verilere de ulaşılıyor. Doğruluğu tam bilinmemekle beraber, Nazilerin zamanında gerçekten de bu paranormal aktivitelerle uğraştığı iddia ediliyor.
Oyun boyunca bize yardımı büyük ölçüde dokunacak olan bu madalyonun çeşitli özellikleri var. İlk olarak Veil denilen özellik elimize geçiyor. Veil, elimizdeki madalyon sayesinde geçtiğimiz diğer bir boyut. Bu boyutta nereden çıktığı belli olmayan bazı yaratıklar var, ve bunlara fazla yaklaşıp taciz etmemeniz gerekiyor yoksa size saldırıyorlar. Bu boyut değiştirmenin asıl özelliği, normalde bazı kapalı ve açılamayan kapılar/duvarlardan geçmenizi sağlaması. Bu duvarların üzerinde oyun boyunca gördükçe “haa tamam buradan geçeceğiz” diyeceğiniz semboller bulunuyor, boyut değiştirdiğiniz anda o noktada herhangi bir duvar olmadığını, geçebileceğiniz bir kapı olduğunu görüyorsunuz. Yalnız sakın ola ki duvarın tam olduğu yerde normal boyuta dönmeye kalkmayın, yoksa ölüyorsunuz. Yine bu madalyon sayesinde, görünmeyen alternatif yolları görebiliyor, daha sonra bulacağınız kristallerle zamanı yavaşlatabiliyor, kendinize kalkan oluşturabiliyor ve silahlarınızın verdiği zararları katlayabiliyorsunuz.

Veil boyutundaki geçit...

Sadece simge değilmiş
Ajan Blazkowicz, şu Almanlar ne karıştırıyor, bi bakıver evladım…
Kahramanımız Almanya’ya ulaştığında aslında yalnız olmadığımızı görüyoruz. Nazi karşıtı bazı devrimci Almanlar bize yardım ediyorlar, bu sayede bazı bölgelere girip çıkabiliyoruz. Oyunda bu müttefiklerimiz ile birlikte bir görev alma sistemi geliştirilmiş. Haritada görevler işaretleniyor, biz de bu işaretli yerlere gidip, çeşitli direniş elemanlarından görevler alıyoruz. İlk başlarda görev seçme imkanımız yok, direkt olarak “şuraya git” deniliyor, gidiyoruz. Ancak daha sonra örneğin bir görev aldık diyelim, yol üzerinde birilerine daha uğrarsak, istediğimzi görevi yapma imkanımız oluyor. Yalnız burada yapımcılar işi biraz karıştırmışlar. Örneğin adamın birinden görev aldım ama onu yapmak istemediğim için “Objectives” kısmından diğer görevi işaretledim, tam o görev için işaretlenmiş mekana geldim, “Checkpoint Saved” dedi ve biraz önce aldığım yeni görevi otomatik olarak harita üzerinde işaretledi. Tab’a basıp, Objectives’e tekrar gelip, dibine kadar geldiğim görevi tekrar seçtim. Yani bu kısımda biraz problem yaşayıp hangi göreve gittiğinizi karıştırabilirsiniz, çok büyük bir sorun değil ama dikkatli olun. Bunun haricinde haritada silah satın alabileceğimiz, görev sonlarında kazandığımız paralarla silahlarımızı geliştirebileceğimiz bir silah satıcısı da bulunuyor.

"Abi Keleş, mermi, ince Nokia araç şarZı, el bombası, ne istersen var abi"
Yalnız olmadığımızı görüyoruz dedim ama aslında birçok defa müttefiklerimiz bizi yalnız bırakıyor. Ya ölüyorlar, ya da “bundan sonrasında sen ilerleyeceksin, biz seni buraya kadar getirdik, hadi bakalım” diye kabak gibi bırakıyorlar. Gerçi zaten çok da uğraşmalarına gerek yok. Zira oyunda en azından Orta zorluk seviyesinde yapay zeka pek yok. Genelde Nazi askerleri siper alıp öyle ateş ederken, bazen koşarak üzerinize geliyorlar, tam dibinizde ateş etmeye hazırlanırken kafalarına mermiyi yiyorlar. Bu baya anlamsız bir durum, çünkü dibinize geldiklerinde tüfeği suratınıza bile indiremiyorlar. Bir de Naziler bazen Almanca, bazen de İngilizce konuşmayı yeğliyorlar. Siz onlara ateş ederken merminiz biterse, aralarından bir tanesi “he’s reloadiiiingg” diyerek diğerlerinin siperlerinden çıkıp ateş etmesini amaçlıyor ama diğer askerler yine de kendi bildiklerini okuyorlar. Bu anlamda oyunun 3-4 sene önce çıkmış bir FPS havası vermesini açıkçası id ve Raven’a pek yakıştıramadım.

Ajannn, makyajını yapppp, insan içine çıkacaksın…
Oyunu biraz yermiş gibi görünüyorum ama yine de bazı eksikliklerine rağmen sizi sürükleyen, acaba bundan sonra ne olacak diye merak ettiren bir yapım Wolfenstein. Tabi Nazilerin paranormal aktivitelerle uğraşmaları, abuk subuk mekanlarda kendilerine gizli üsler kurmaları ve buraları keşfetmek enteresan. Mesela uyduruk bir çiftlik evine giriyoruz, hatta bazı askerler bile kendi aralarında konuşurken “bu kadar askerin bu basit çiftlik evinde ne işi var” diye sohbet ettiklerine şahit oluyoruz, daha sonra ufak bir geçitten aşağı indiğimizde, yeraltında devasa bir tesis inşa edilmiş olduğunu görüyoruz. Tabi 2.Dünya Savaşı ve Naziler senaryosuna entegre edilmiş bu olaylar ilgimizi daha çok çekiyor ve senaryo çok iyi aktarılmasa da, biz peşinden koşuyoruz. id Software veya Raven, en azından bunu sağlamış diyerek bunu bir artı puan olarak ekliyoruz.

Bunun haricinde oyun düşman çeşitliliği bakımından ilk başlarda standart. Sadece kıyafetleri değişen Nazi askerleri geliyor. Daha sonra bu çatlakların nerelerde üretildiğini göreceğimiz abuk subuk güçlere sahip Nazi birimleri karşımıza çıkıyor ki bunların doğaüstü güçleri var, biri hızlı hareket edip arkanıza geçip size enerji topu fırlatıyor, diğeri görünmez olup sinsice saldırıyor…gibi. Mesela hastane görevinde görünmez olan tiplemeyle ilk karşılaşmanız sizi baya bir eğlendirecek, böyle şeylerden huylanıyorsanız tüylerinizi diken diken de edebilir tabi
Bu arkadaşı alt etmek için madalyonunuzun zaman yavaşlatma özelliğini kullanabilirsiniz diye tüyo da vereyim şimdiden
Ayrıca bir de önceleri pek bir özelliği olmayan zombivari askerler de çıkıyor, ancak daha sonra bunların enerji kalkanı oluşturabilen versiyonları da geliyor. Tabi ki “abi bu bölümün sonundaki canavarı gördün müüü?” dediğimiz Boss’larımız da unutulmamış. Çeşitli bahanelerle bu paranormal olaylar sonucunda ortaya çıkan yaratıklarla karşılaşıyor ve hepsini farklı taktiklerle yok ediyorsunuz (Merak etmeyin bir zorluğu yok ama sıkıntı çekerseniz YouTube çoktan yol gösteren videolarla dolmuş bile).

"Bortalı kim açtı laaaaayynnn, ceryan yapıyooo..hüarrrrrrr"
Bir de oyun boyunca gideceğiniz yerler belli olsa da, elinizde genelde birden fazla rota oluyor, örneğin sokağın ortasından gitmek yerine yandaki binaların içinden geçebiliyor ve buralara gizlenmiş çeşitli doküman ve altınları buluyorsunuz. Altınlar sizin görev sonlarında silah satın alırken çeşitli geliştirmeler yapmanızı sağlıyor, gizli dokümanlar ise oyun ve senaryo hakkında bazı boşlukları doldurabiliyor. Ya da nelerle karşılaşabileceğinizi anlatıyor. Örneğin bir bölümde bir kapıya gelmeden önce Binbaşı’nın o bölgeye güvenliği yığdığını okuyorsunuz ve ona göre gidiyorsunuz. Aslında hikaye, Allah ne verdiyse gidiyoruz işte

"Ölürüm de cool'luğumdan bişey kaybetmem..."
Makyaj demişken, Doom3 ve Quake4′te kullanılan motora bazı geliştirmeler yapılmış demiştim, çeşitli ışıklandırma efektleri, Veil boyutundayken ortalıktaki rüzgar efekti vs. gibi grafiksel gösteriler tadında olmuş. Ancak bazen de sanki 2-3 yıl öncesine ait bir Call of Duty oyunu oynuyormuş hissine kapılıyorsunuz, çünkü bazı bölgelerdeki kaplamalar veya grafiklere özen gösterilmemiş. Bazı kaplamalar çok kaba ve eski görünüyor mesela. Bunlar da olmasa çok iyi olacakmış. Oyun motoru aynı zamanda Havok destekli, örneğin ağır makineli ile ateş ettiğinizde etraftaki nesneler sağa sola uçuşabiliyor, yerçekimi bombaları patladığında havaya kalkan ıvır zıvır, bu etki geçtiğinde yere güzel bir biçimde dökülebiliyor. Ancak tabi klasik FPS klişeleri gereği, öyle her nesne de uçmuyor, kımıldamıyor

Sembolün hemen üzerindeki şeffaf dumanı gördüğümüz yerde madalyonun güçlerini şarj ediyoruz...
Unutmadan yazayım; oyun boyunca bazı bölgelerde şeffaf, renksiz duman göreceksiniz, çoğu zaman bunu görünmez olmuş bir düşman sanıp irkildiğim oldu. Önce grafiklerdeki bir hata sandım ama emin olamadım, oyunun ilk yamasını indirdim, ATI’nin 9.9 sürücülerini kurdum ama birşey değişmedi. Sanırım normal hali bu… Bu duman sizin elinizdeki madalyonun güçlerinin tekrar dolmasını sağlıyor. Oyunun ilk adımlarında madalyonu nasıl kullanacağınızı bir müttefikimiz gösterirken bunu anlıyoruz. Duman çok alakasız ve beklemediğiniz yerlerde olabiliyor. Bunu olumlu anlamda söylüyorum, örneğin bir sokağın köşesini döndünüz ve bu duman var, hemen yaklaşıyorsunuz ve “zffooinkkkk” sesi eşliğinde bir bakıyorsunuz ki güçlerimiz yerine gelmiş. Oh ne güzel… Demek cephane gibi enerji konusunda da pek sıkıntı çekmiyoruz. Ayrıca sağlık konusunda da sıkıntımız pek yok. Son dönemde moda olan “Dinlen ve İyileş” yöntemi Wolfenstein’da da yerini almış. Yalnız bazen Naziler de bu güçlerimizi sınırlayan, kullanmamızı engelleyen “jammer” benzeri aletler kullanıyorlar, bunlara yaklaştığımızda ekranın sol altında gösterilen madalyon simgesi yokoluyor ve görüntü de siyah-beyaz oluyor. Gizlenmiş o “jammer”ı bulup ateş ederek parçaladığımızda herşey eski haline geri geliyor.
Oyunun multiplayer desteği de var ve size Stopwatch, Objective Team Deathmatch gibi seçenekler sunuyor. Single Player modundakine benzer şekilde, askerleri öldürdükçe para kazanıyor ve bu paraları silahlarınızı, ekipmanlarınızı geliştirmek için kullanabiliyorsunuz. LAN desteği de ek olarak mevcut…

"Mahmut abi Polis radyosu kaçta çıkıyodu?"
Ajannn, ortalığı topla, kaleyi terk ettt…
Evet, yazı boyunca oyunu hem övdüm hem eksiklerini yazdım. Belki fazla beğenmemişim gibi bir sonuç çıkabilir ancak bu sizi yanıltmasın. Oyun aslında bazı ufak tefek şeyler haricinde id Software ve Raven Software isimlerine yakışır seviyede bir çizgi çiziyor. “Ölmedim, buradayım” dercesine Wolfenstein tekrar çıkış yapmış oldu böylece… Artık bizleri baymış olan 2.Dünya Savaşı senaryolarına başka bir noktadan bakmaya çalışan Wolfenstein, enteresan ve hemen olaylara dalan senaryosu ile ilgi çekmeye çalışıyor ve bunu da çok büyük ölçüde başarıyor. Ayrıca bizleri sıkmadan hemen aksiyona girişmesi ve garip olaylarla başbaşa kalmamız da oyuna anında bağlanmamızı sağlıyor. Eh, bundan sonrasında ise geriye FPS severlerin Wolfenstein’ı kaçırmaması gerektiğini söyleyerek yazıyı bitirmek kalıyor.
Herkese iyi oyunlar…

Etiketler:
içerik beslemeleri
Wolfenstein’ ı büyük bir zevkle oynamış ve çok beğenmiş biri olarak “bu”nu da heyecanla beklemiştim fakat korktuğum gerçek olmuş ve oyun Wolfenstein’lıktan çıkmış. Saçma sapan bir macera oyununa dönüşmüş. 30 dakika dayabildim ve kaldırdım oyunu. Bilindik 2.dünya savaşı senaryosuna artık başka açıdan bakması gereken son yapım bence Wolfenstein’dı.
İnceleme için teşekkürler. Wolfenstein’ hiç oynamayanlar için bu oyun zevkli dakikalar geçirtebilir.
Maalesef. Grafikleri fantastik olsa da, aynı askerleri yüzlerce kez öldürmek, herhangi bir ilginçlik, yenilik getirmeyen boss dövüşleri istiyorsanız oynayabilirsiniz. Ne yalan söyleyeyim, Rise of the Triad oynadığım zamanlarda bundan daha fazla zevk almıştım. Ha, “bunu da oynamıştım” demek için God mode’da kaptırıp oynanabilir.
Brothers in Arms: Hell’s Highway’e para vermek daha mantıklı kanımca.
Wolf 2009′u cok merak ediyordum,incelemeyi okuduktan sonra dahada meraklandım.Fakat malesef benim kulustur makinenin oyunu kaldırabileceğini sanmıyorum.
PC’yi degistirdikten sonra hemen almayı/indirmeyi dusunuyorum.Bu arada soylemeden gecemiycem,RTCF’nin yerini kralı gelse dolduramaz
Ya sağlam bir hikayen olacak ya sağlam bir multiplayer modun. Başka çare yok.
Oyunu bilmem ama oyun içi görüntü altındaki şu Bortal’lı yazıya koptum gece gece.
Açıkcası görüntüler bana da vasat geldi yer yer. Hatta doom 3 ve quick 4 yer yer sanki bu oyunun grafiklerinden daha iyiydi. Hayal kırıklığına uğradım diyebilirim o konuda. Açıkcası cod5 kadar olmasa da yakın bir şey bekliyordum wolfestain şanına yakışır.
jammer olayı da güzel, madalyon da güzel. Farklılık yaratmayı bu konularda başarmışlar açıkcası. O madalyon güçlerini dolduran saf duman da özel bir gaz gibime geldi. Nazilerin kullandığı özel bir gaz felandır belki. Merak ettim doğrusu tam olarak nedir.
Bunun dışında şu 2. boyut olayı güzel olmuş. Constantin oyunundan çalmışlar bilenler bilir
Bu arada artık oyun incelemelerinde pek oyun videosu konmuyor. Açıkcası ben o videoları seyretmeyi seviyordum
oynadım bitirdim oldukça güzel bi oyun modern warfare 2 ye kadar idare eder
arkadaşlar oyunu indirdim fakat setup yok nasıl kurulacak bi yardımcı olsanız
Doom
Quake
Duke Nukem,, hoca bu saydıklarımın olfensteinden önce olması lazımdır. daha varmıdır bilmem ben aklıma gelenleri yazdım.
mqabut, hoca yanlışın var bu saydığın oyunların hepsi, “Wolfenstein” (Wolf.3D) ‘dan sonra yapıldı. Wolf. sonrasında “Duke Nukem 3D” geldi ve devam etti Doom, Quake diye… Açıkcası bende yeni oyunu 2001′deki RtCW kadar güzel etkileyici bulmadım halbuki baya beklentim yüksekti 6-7 yıldır bekliyordum devamı yapılsın diye. Birden dalıyorsun olaylara güzelce bir anlatım şu olmuş bu varmış falan hiçbirşey söylenmiyor. Kendini direk paranormal olayların göbeğinde buluyorsun. RtCW’da senaryo öyle güzel adeta bir film havasında size sunulmuştuki herşeyiyle mükemmele yakındı. “Catacombs” isimli bölümü hatırlayanlarınız varsa ne demek istediğimi daha iyi anlarlar… Son bir not: eğer Wolfenstein’ada konu olan Nazilerin paranormal araştırmalarını dayandırdıkları efsaneleri hikayeleri vb merak ediyorsanız şu kitaba bakmalısınız, “Nazi Almanyasının Gizli Tarihi”, Turgut Gürsan, BilgeKarınca Yayınları (2006)…
Birşey danışmak istiyorum: özellikle ATI kart kullananlar, acaba oyunda bazı yerlerde gördüğümüz asılı duran bayrak vb objeler sizde de hareketsizmiydi? en azından hafifçe salınmaları sallanmaları gerekmezmi.. Yani öylece hareketsiz hiç tepki vermeden asılı durmaları bayraklara mermi yağdırmanıza rağmen kaya gibi hareketsiz olması garip geldi… Sanırım HAVOK fiziklerinin gazabına uğradık kartımız Nvidia ve PhysX diye bu efektleri göstermiyor. Acaba PhysX ayarını kartın kendi control panelden Disable yapsam düzelirmiki bilemiyorum…
Alper arkadaşım demişki ” Saçma sapan bir macera oyununa dönüşmüş…”
Abi yapma etme. Az sakin ol sen neler demişsin öyle. Valla üstad şimdi sen benim yazdıklarıma kızacaksın ama ben şimdi senin o yazını okuyunca sanki karşımda hiç FPS oyunu oynamamış birisi hayal ediyorum. Neden dersen…
Bir defa Wolfenstein’da yapay zeka Crysis’deki gibi delirmiyor bu birincisi. Yani demek istediğim normal hayatta bile bir insanın üstüne 3-4 kurşun sıksan zaten meftah olur. Ama Crysis’et pompalı tüfek ile 5-6 o da yetmedi makineli tüfekle yarım şarjör boşaltıyordun anca ölüyordu. Neymiş Nano-Suit bilmem ne bla bla bla…
Wolfenstein’in kesinlikle günahını alma derim. Oyunun oynanabilirliği kesinlikle ve bence son derece iyi. ID’nin bana göre yaptığı tüm Single ve Multi FPS’ler her zaman oynanabilir ve zevklidir.
Ayrıca oyundaki Boss Fight’lar falan gayet tadında olmuş. Oyunu oynarken hangi gözle baktın oyuna yada kafanda o anda ne vardı ne bekliyordun bilmiyorum ama mesela Nazi askerleri seni gördüğü anda ortamı bir telaş kaplıyor anında herkes birbirine haber veriyor. Bir heyecan, bir kasılmalar falan… Atmosfer hiç fena değil.
Zaten Wolfenstein’in tüm oyunlarında Nazilerin hain planları ve Mutantlar hakimdir oyunun atmosferine. Hatta sana tavsiyem oyunu en zor modda bir başla oynamaya o zaman daha da zevk alacaksın.
Kusura bakma ama Wolfenstein hiçte öyle yarım saat oynayıp kaldırılacak bir oyun değil. İnan bana…
return to castle’i arkadaşlarıma vermiştim çok beğenmişlerdi bende beğendim fakat zamanla oyun yapan firmalar hikayeyi farklı yerlere taşıyor ikinci oyunda yer altından çıkan zombiler falan korku filmi gibiydi aynı.grafik harici oyun tam bi hayal kırıklığı
Ben şu oyunlara sürekli bahane bulan insanları çok merak ediyorum, gerçekten oyunları hakkını vererek oynuyorlar mı falan diye…
Arkadaşlar o hayal kırıklığı, bu bilmem ne falan diyorsunuzda. Ne bekliyorsunuz tam olarak şu yazılarınızda söylemek istediklerinizi bile tam olarak ifade edemiyorsunuz. Sebep göstermeden zombi,bilmem ne falan hayal kırıklığı diyorsunuz.
Şuna emin olun, Wolfenstein oyunu, Crytek firmasına destek olayım sonuçta vatandaşlarımız dediğimiz 3 Türk kardeşin hazırladığı Crysis’ten emin olun çok daha oynanabilir bir oyun. Ayrıca Multiplayer modu Crysis’ten kat kat daha başarılı.
Bazılarınız öyle bir oynamışki oyunu yarım saat oynayıp uninstall etmiş. Demekki yarım saatte oyunun ne olduğunu anlayabilecek kadar aşmış arkadaşlar var aramızda. Arkadaşlar şu yaşamış olduğumuzda dünyada oynayabileceğiniz kalite FPS oyunu sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda. Oyun firmaları gelin oyunlarımızı oynayın diye sizi kolunuzdan tutup zorla bilgisayar başına oturtmuyorlar. Ama lütfen oyunların size göre ” ne mal ” olduğunu anlamadan önce lütfen en azından aldığınız oyunu en azından yarısına kadar oynayıp neyin ne olduğuna bakmanız çok daha doğru bir değerlendirme olacaktır.
Ayrıca ” thoraman ” arkadaşım, daha önceki oyunları tam anlamı ile oynamadığın kesinlikle kendini belli ediyor. Wolfenstein’in hiç bir oyununda ZOMBİ denen yaratıklar yoktur. Oyunun genelinde eski Thule uygarlığı, Nazi’lerin hain planları ve mutantlar konu edilir, ZOMBİ’ler değil.
Wolfenstein 10 üzerinden 8 ve daha üstünü hakeden ve oynanabilirliği son derece iyi olan ve multiplayer modunda da keyifle vakit geçirebileceğiniz bir oyundur. En azından oyunu benim gibi ORJİNAL edinmiş olan kişilere birazcık daha saygılı olursak doğru yönde adım atmış oluruz diye düşünüyorum…
Teşekkür ederim.
Bu arada Murat Akkoc arkadaşım demiş ki ;
” Maalesef. Grafikleri fantastik olsa da, aynı askerleri yüzlerce kez öldürmek…” diye devam etmiş.
Sayın Murat Akkoc, o askerleri tekrar tekrar neden öldürüyoruz oyunda biliyor musunuz ? Çünkü o bölgede herkes bizim varlığımızdan haberdar ve görüldüğümüz yerde vurulsun emri verilmiş durumda. Biz o askerleri öldürüp görevleri tamamladıktan ve safe house denen yerlere geri döndükçe, boşalan bölgelere yeni devriye askerler gönderiliyor. Olay bundan ibaret…
Ertan Kardeş ağzına sağlık, daha üstüne birşey söylenmez…
” Başkaları ne derse desin, size tüm samimiyetimle söyleyebilirmki Wolfenstein 2009 tamamiyle bir hayal kırıklığı benim için…
İnanın bana wolfenstein 1 hayranı biri olarak hayallerim yıkıldı, beklentilerimi karşılamadı bu oyun ne yazıkki…
”Oyunda sanki call of duty ve crysis yeryer farcry 2 havası( Şu silah satın alma zahmeti farcrydan geliyo) var. Oynayanlar farkedeceklerdir..
”Oyunu daha henüz sıfırlattım ama yakında kaldırıcam Pc den.. Wolfenstein 1 bile hernekadar grafikler muhteşem denilemezsede oyun oynama keyfi olarak yapıldığı tarih olan 2001 den bu yana 8 senedir hala günümüz grafik harikası bazı oyunlardan bile tat olarak çok daha öte … Oyunun müzikleri, bir anda dirilen ölüler ubersoldatlar ve daha nice gizemin ustaca harmanlandığı bu oyunun devam serisi olan Wolfenstein 2009 ‘un zevk olarak ilk oyunun yarısına bile yetişememesi beklentilerimi adeta panzershrek le mahvedip attı…
”Wolfenstein 2009 u sıkıcıda buldum.. Mekan olarak ekseriyetle aynı yere (Midtown mıdır nedir..) gidip gelmeler, binalara girip dkkalarca geveze geveze alman aksanlı ingilizce konuşan nazi karşıtlarını dinlemek eziyeti… (Bu alman aksanı olayının tadı vardı wolf 1 de ama 2 de onunda cılkını çıkarmışlar maalesef…) Yok karaborsa silah satıcısından silah almalar para toplamalar( farcry 2 den çalıntı fikir.. ) grafiklerde renk yoğunluğunun azlığıda oyuncuyu sıkan ayrı bir nokta, vesaire vesaire… .. Oyunun iyi taraflarına gelince , eğer wolfenstein 1 ile hiç bir bağlantı kurmazsanız yada wolf 1 i hiç oynamadıysanız bir deneyin.. sıradan bir ikinci dünya savaşı olarak güzel sayılır.. Özelliklede el bombasının ”Zınkk!!” diye patlaması ve etki sahasının genişletilmiş olması oyunun artı yanı ama bu artı bi 40 artısı olsa ancak kurtarır wolfensteinin eski şanını.. Son olarak hayranı olduğum koskoca Wolfenstein oyununun devam serisi bu denli kötü olmamalıydı bence , yazık etmişler… Kim bilir belkide Wolfenstein 3 seneye çıkar ve 1. oyunun şanını tuttuğu gibi yükseltir… Ve bizde tıpkı wolf 1 de olduğu gibi (halada öyle) gece ışığı kapatıp pc başında oyunumuzu oynarken korkudan tir tir titrer ve korktuğumuz kadarda çokca zevkini çıkarırız oyunun…. Esen kalın…
arkadas oyunun bölümlerininde nasıl gecilcegini anlatsanız yada bilen biri varsa yayınlansa
rica etsem takıldım biyerde cıldırıcam madalyonun alıdıktan sonra ki kısmı
beyler sun black isimli bölümdeki boss u yokedemiyorm.. bir sütunun başında duruyor ve ölmüyor.. bir türlü geçemedim.. yardımlarınızı bekliyorm..
kardesim elerine saglık daha oynmadm görew cubugunda duruo
anlatımın sayesinde baya bilgim oldu cok sağol
Arkadaşlar bende, rtcw ın ilk çıktığı zaman oynayan birisi olarak şunu söylemek isterim. Bazı arkadaşların zevk alamaması gayet normal. Birincisi; o zamanlar için hikayesi böyle güzel işlenmiş fps türü oyun yoktu. İkincisi dostlar yaşımız o zamandan bu zamana epeyce arttı. Beklentilerimiz ve tecrübelerimiz de tabiki arttı. Ancak bu oyunu ilk oynayacak genç arkadaşları için oldukça zevkli olacağına, benim gibiler içinde nostalji tadında olacağını düşünüyorum. Bu arada yaşım 32. Hepinize sevgiler.
Tam bir hayal kırıklığı.. WOLF 1 in müzikleri bile başlı başına yeterdi.. Aklımda kalan o teleferikli bölüm, mezarlık ve mutantlı bölümler inanılmazdı.. Oyun o kadar gerçekçi ve bir o kadarda korkutucu idi ki geceleyin herkes yattıktan sonra oynama cesaretini kendimde bulamazdım.. Bu oyun berbat.. COD 6 ve bu oyun arasında gidip gelmiştim son param ile.. Bu oyunu tercih ettiğime bin pişman olduğum gibi giden 10 lirama da üzülüyorum.. Bu oyun hem Wolf 1 efsanesini öldürmüş hem de bedava vermeyi bırak üstüne para verseler dahi bir daha alınmayacak cinsten bir oyun.. Paramı istiyorum……………!!!!!!
ilk FPS oyunu doom dur.
arkadaşlar yardımınıza ihtiyacım war çiftlik gibi bi yer war her yeeri öldürüyorum tarıyorum ama bir türlü ne olduğunu bulamıyorum? lütfen yardım arkadaşlar
ben bu oyunu ilk kez oynayacağım
arkadaşlar oyunda kaleye asansörle çıkınca
sürgülü kapı nasıl açılıyo help piliz
black sun da takıldım yardımcı olabilcek biri varmı bu adamı nasıl geçicem ben vuruyom vuruyom ölmüyo şerefsiz
yardiminiz lazim dew adam var ondan nasil kurtarilmali,,,WOLFENSTAIN,,,
hastane bölümündeki yaratıgı bir türlü geçemedim lütfen yardım
abiler yardım edın bolumun bırınde kaldım bole tank var ılerede dıkenlı telle yol kapalı nası gececem
ben Wolfenstein 2 %76 kadar oyunu bitirdim ama bi yerde takıldım ki nerdeyse pc parcalamak uzereyim yardım edebilen varsa efsaneler11@hotmail.com bi mail atarsa sevinirim hile hurdaya başvurucam yoksa
arkadaslar bu 2.kristalı aldıkdan sonra zamanı yavaslatmak için hangi tusa basacaz ?? bi bulamadım ya
Oyun gayet oynanabilir sürükleyici bir oyun yok aradığımı bulamadım hemen kaldırdım gibi eleştirileri boş verip oynayın …
peki arkadaşlar oyunun şu an hastane görevi aşamasındayım ve bu seviyeye kadar silahın şu ‘artı işareti’ni bulamadım başından beri o artı işareti yok bende rasgele ateş ediyorum bsürekli zoomlayıp ateş etmek zorunda kalıyorum. Allahını seven bana şunu bi söylesin lütfen
arkadaşlar 17. bölümü geçemedim yarı elektrikli 4 adam var . Nasıl geçebilirim
Wolfenstain’ini zevk alarak oynuyorum.Güzel oyun.Murat Akkoç doğru demiş.Her bölümde aynı askeri vurmak beni aşırı sinir ediyor.Bide Hospital ölümünü geçemedim,ama oyunu hiç oynamamış olan arkadaş geçti.Acayip…Ben oyunu sevdim.
arkadaşlar oyuna griyorum ama bnden başka adam yok bilen warsa acil yardım