The Saboteur İncelemesi
Aralık 10, 2009 | Mustafa Macid Beyhan |
Tartış(33) »
The Saboteur hakkında, daha oyun çıkmadan ‘Öff yine mi İkinci Dünya Savaşı, aynı tantanalarla uğraş dur’ diye yakınmıştım kendi kendime. Fakat ekran görüntüleri ve videolar oyunun klişeleşmiş türden uzak olduğunu biraz olsun gösterdi, oyunu oynadıktan sonra ise gerçekten anladım; The Saboteur asla diğer 2. Dünya Savaşı oyunlarına benzemiyor, çevrenizde çok fazla bomba patlamayacak, elinizde tüfekle sürekli koşturmayacaksınız ve üstünüzde bir askeri üniforma olmayacak. İşte sizi bekleyen 2. Dünya Savaşı bu…
Paris’te Direnen Bir İrlandalı
Sean Devlin, arabalara düşkün ve motorlardan anlayan sert bir İrlanda genci. Fransa-Almanya sınırında yapılacak olan bir yarışa katılır, onu destekleyen arkadaşları da oradadır. Hikayenin kötü adamı ünlü Alman yarışçı, hile yaparak galip gelir ve Devlin’in hakkını yer. Sean ve en yakın arkadaşı diğerlerinin uyarılarına rağmen Alman’ın peşine düşerler ve aracını uçurumdan aşağıya atarlar. Alman sürücü, göründüğü gibi sadece bir yarışçı değildir ve tehlikeli bağlantıları vardır. Sean’ın kankasını, onun gözleri önünde öldürür. Kahramanımız intikam almaya yemin eder ve oradan kaçar. Özgürlüğüne kavuştuğunda karşılaştıklarına inanamaz, artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Almanya 2. Dünya Savaşını başlatmıştır.
Yapımın senaryosu, işte bu temellere dayanıyor. Sean zaten sevmediği Almanlardan artık daha çok nefret ediyordur. Ve bir gün barda otururken yanına gelen Fransız, ona direnişe katılmasını teklif edecektir. Paris’teki Nazi işgaline karşı durmayı, Fransız olan rahmetli kankasının en çok isteyeceği şey olarak düşünen Sean, teklifi kabul eder. Oyunun hikayesi, 2. Dünya Savaşına değil, bu savaşta zarar gören Paris’i, Nazileri ve Sean’a odaklanıyor. Bu nedenle kendisini diğer yapımlardan ayrı bir yere koymamızı sağlıyor The Saboteur. Ayrıca senaryonun ara videolarla pekiştirilmesi, hem olayları daha net anlamamızı sağlıyor, hem de kurguyu oldukça başarılı kılıyor.
Pandemic Studios tarafından geliştirilen yapım, ‘sand-box’ türünde, Türkçe çevirisi ‘GTA gibi
’. Sean Paris’te ünlü bir striptiz kulübünde yaşıyor. Oyunun başlarında sunulan görevler, yer değiştirmemizi pek gerektirmiyor, belli bir alan içinde direnişi sürdürüyoruz. Fakat zaman geçtikçe hem birçok kişiyle tanışıyor, hem de Paris’in her bölgesinde görevler alıyoruz. Ayrıca bulunduğumuz saldırılar ve operasyonlar çok daha ciddi bir hal alıyor ve oyuncuyu zorluyor. Görevleri tamamladıkça itibarı artıyor Devlin’in, aynı şekilde imkanları da. Karaborsa sektöründe olan arkadaşlar ediniyor, kolaylıkla silah edinebiliyor, araçlarımızı tamir ettiriyor ve lojistik destek alabiliyoruz. Bunları yerine getirdiğimiz görevler karşılığında kazandığımız paralarla gerçekleştiriyoruz aynı zamanda.
Paris’te Dalgalanan Nazi Bayrakları
Bildiğiniz gibi 2.Dünya Savaşında Naziler Fransa’ya saldırmış ve uzun bir süre geçmeden, Fransa topraklarını ele geçirmişti. The Saboteur’da, Nazi bayraklarının gölgesindeki Paris’te mücadele ediyoruz. Yapımcılar oldukça özgün bir düşünce ile şehri iki ayrı bölüme ayırmışlar, sınırlar ise tel örgüler değil, renk tonlaması. Nazi askerlerinin, karargahlarının ve bayraklarının yoğun olduğu bölgelerde siyah-beyaz ve Sin City’i anımsatan bir görüntü var. Hem Nazilerin saldığı korkuyu ve umutsuzluğu, hem de eski filmlerdeki renksiz görüntü teknolojisini hissettiriyor, Paris’in karanlık yakası. Bu karanlık yakada, renksiz binaların üstünde Nazilerin kan kırmızısı bayrakları parlıyor ve işgali tamamen resmediyor.
Almanya ve Fransa arasındaki savaş, fiilen başladıktan yaklaşık 5 hafta sonra, 14 Haziran 1940′ta Nazi orduları Paris’e girdi. 4 yıllık işgal sırasında Hitler’in özel emri nedeniyle şehir bombalanmadı ve Paris’e zarar vermekten kaçınıldı. Meşhur Normandiya Çıkarmasından 2 buçuk ay sonra, Naziler Paris’ten çekildi ve şehir Ağustos 1944′te, işgalden tamamen kurtarıldı.
Şehirde devriye gezen askerlerin, halktan insanlara kötü davrandıklarına rastlayabilirsiniz. Hemen kanınız kaynamasın, bir Nazi askerine saldırdığınız an başınız belaya girer. Ayrıca şüphe çekici hareketlerden kaçınmak gerekiyor, silahla dolaşmak, bir askere arkadan sinsice yaklaşmak ve bunun gibi hareketler, çevredeki Nazilerin dikkatini çekiyor ve sizden şüphelenmeye başlıyorlar. Şüphe barı dolduğu zaman, alarma geçiyor ve peşinize düşüyorlar. Ayrıca binalara tırmanmak da askerlerin şüphesini çekiyor. Ne, binalara tırmanmak mı dedim ben, neyse ona daha sonra geleceğiz.
Alarm durumu GTA’dakine benziyor, belli seviyeler var ve seviyeye göre haritada alarm çemberi oluşuyor. Seviyeler arttıkça bu çember büyüyor ve Nazileri peşinizden savmanız daha da zorlaşıyor. Sol altta bulunan haritada, alarm çemberini aştığınız zaman onlardan kurtuluyorsunuz. Ayrıca çevrede saklanabileceğiniz yerler bulunuyor, bazen bir genel ev, bazen çatıda bir sığınak. Buralarda bir süre bekledikten sonra alarm durumu yok oluyor ve Sean tekrar dışarı çıkıyor.
Siyah-beyaz görüntü ile tanışmamış bölgelerde ise gayet renkli bir şehir var, Nazi askerleri sayıca azlar, karargahları yok ve bu bölgelerde daha çok eğlence kulüpleri bulunuyor. İnsanlar daha rahat hareket ediyorlar ve yaşamlarını sürdürüyorlar. Yani, fark sadece renkten ibaret değil, Sean’la Nazilerin az olduğu bölgelerde daha rahat ediyoruz, çünkü şüphesini çekeceğimiz asker ne kadar azsa bizim için o kadar iyi. Yapımcılar, Paris’in iki farklı yüzünü çok iyi yansıtmışlar oyuna.
1940’ta Paris
Pandemic Studios, büyükçe bir harita hazırlamış oyun için, 1940’ın Paris’i ayacıklarınızın altında. Sokaklar, caddeler, binalar ve şehrin insanları döneme uygun tasarlanmış. Aynı zamanda caddelerde, 40’lı yılların otomobillerine de rastlıyoruz. Paris’in olduğu yerde Eyfel Kulesi olmaz olur mu, şehrin ve Fransa’nın sembolü haline gelmiş olan Eyfel Kulesi de oyun da yerini almış, hem de çevresinde Nazi bayraklarıyla birlikte. Şehrin siyah-beyaz görüntüsünden bahsetmiştim yukarıda, Sean ile direnişi ilerleterek ve görevleri tamamlayarak Nazilerin baskın olduğu bölgeleri bir bir ortadan kaldırabiliyor ve şehre renk getirebiliyoruz.
Paris’in bize sunduğu imkanlar ve Sean’ın yetenekleri sayesinde The Saboteur keyifli bir oyun deneyimi sunuyor. Şehirde yapabileceğiniz sosyal aktivite sayısı, savaş nedeniyle yok denecek kadar az, fakat direniş için yapabilecekleriniz oldukça fazla. Sean, Assassin’s Creed’in kahramanı Altair gibi, binalara tırmanabiliyor, çatılarda dolaşabiliyor. Her türlü taş platforma tutunabilen Sean, iplere ve elektrik kablolarına asılarak ilerleyebiliyor, Hitman gibi kılık değiştirebildiğini de söylemeyi unutmayalım, Nazi üniforması içinde sabotajlar yapabiliyor. Arabalar konusunda uzman olan kahramanımız, tek bir tuşla yoldaki arabaları çalabiliyor ve yayan dolaşmaktan kurtarıyor bizi, zaten koca Paris’i savunuyoruz, bir de tabanvay mı kullanacağız.
Arabaların sunduğu sürüş sisteminin çok fazla eleştirilecek yanı yok, Saints Row gibi GTA çakması ve The Godfather gibi Mafia özentisi olan oyunların iğrenç sürüş zevklerinden çok daha iyi bir sürüş hissi var. Yılın 1940 olduğunu düşünürsek, çok kıvrak, süratli ve güçlü frenlere sahip otomobil beklemeyin lütfen. Araç çeşidi çok olmasa da, döneme göre uygun trafik yoğunluğuna sahip şehir. Yollarda aracının üstüne eşyalarını bağlamış, yerlerini, yurtlarını terk edip savaştan kaçmaya çalışan insanlara rastlayabilirsiniz. Aynı şekilde Nazi askerinin dipçiğini boynunda hisseden bir Fransız vatandaşı ve ekmeğini çıkarmaya çalışan bir manav görebilirsiniz. Bu tür ufak tefek detayları gözden kaçırmamış Pandemic.
Paris şehri, içinde bulunduğu şartlar ve 40’lı dönemler çok iyi aktarılmış oyuna, fakat grafiklerin çok kaliteli olduğunu söyleyemeyeceğim. Kaplamalar, yangın ve patlama efektleri, The Saboteur gibi orijinal bir oyuna uygun şekilde hazırlanamamış. Hasar modellemesinin olmayışı ise tam bir fiyasko maalesef. Arabalarla her şekilde kaza yapın, her türlü yapıya vurun, tek bir çiziğe bile rastlamayacaksınız. Bazen, yaptığınız kazalar sonucu farları bozabiliyorsunuz, ancak ondan öteye gidemezsiniz. Hasar almadığı gibi mermilerden de zarar görmüyor, bulunduğunuz araçları genelde Naziler tarayacak otomatik silahlarıyla. Fakat korkmayın, üzerlerinde mermi lekesi oluşuyor ve onlar da geçici zaten. Fizik ve hareket modellemelerinde ise sanıyorum başka bir ekip çalışmış, oyun bu konuda bir eksiklik barındırmıyor. Sean başta olmak üzere her bir karakter üzerinde çalışmış yapımcılar, detaylı ve gerçekçi. Koşarken, tırmanırken, ateş ederken, sağa-sola dönerken robotumsu görüntüden uzak ve fizik kurallarını dikkate alan karakterler bulunuyor oyunda.
Kırsal bölgelerin çok güzel hazırlandığını söylemeliyim, insana oldukça huzur veren yeşil alana, temiz havaya ve güzel manzaralara sahip bir kırsal alandan bahsediyorum. Direnişin verdiği yorgunluğu üzerinizden atmanız için birebir. Optimizasyon konusunda, ara ara meydana gelen yavaşlamalar dışında bir sorun yaşamadım. Zaten çok iyi olmayan grafiklere, nadiren oluşan yavaşlamalar bile çok.
Sonuç
The Saboteur, grafikler ve teknik özellikler dışında çok fazla eksiği bulunmayan bir oyun. Yetersiz yapay zeka ve motor seslerindeki sorunlar da göze batan sıkıcı yanlar arasında. Fakat 40’lı dönemin Paris’i, müzikleri ve yaşamıyla yapım bize tarihi yaşatırken eğlenmemizi sağlıyor. 2. Dünya Savaşını, bilinen oyunların aksine, bambaşka temellerden ele alan, sert İrlandalı Sean’ın direnişini anlatan, gereğinden birazcık fazla çıplaklık barındıran (haliyle, striptiz kulübünde takılıyor bizim Sean) The Saboteur, 2009’un belki de son volesi oldu. Bu son oyunuyla birlikte kapanan Pandemic’e de teşekkürler.
Not: Ekranınızda sakıncalı görüntüler belirince, gözlerinizi kapatınız, cızzz hee, oyun oynamaya geldik buraya hem, aaa çok ayıp
Puan: 8/10
- Ekran Kartı: Leadtek WinFast 1GB GTS 250
- İşlemci: AMD Athlon64 X2 5200+
- Anakart: Sapphire 780G
- Bellek: Kingston 2GB DDR2-800
Sistem Gereksinimleri
Core 2 Dual Core 2.4 GHz
2GB Ram
7GB Boş Alan
256MB GeForce 7800GTX veya Radeon HD 2600 Pro
DirectX 9.0




![hitler-in-paris[1] hitler-in-paris[1]](http://oyun.pclabs.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/hitler-in-paris1-373x475.jpg)






Etiketler:
içerik beslemeleri
Ellerine sağlık Macid. Oynadım da oyun güzel denebilir, ortam, mekanlar hoş olmuş.
Dip not: Sakıncalı görüntüler olmasın ayarı da koymuşlar, ben kapatarak oynuyorum :p
Oyun güzel.Oyundaki araçların sayısı tatmin edici sürmesi ise hiç yoktan iyidir denilebilir.Hatta oyunda fireni tutmayan traktör bile var
Oyunu bitirdim istatiklere baktığımda alman nazi ordusunun 2.700′e yakın askerini telef ettiğimi gördüm
.Bunların bir çoğunu hiç kimseye yakalanmadan susturuculu tabancayla yaptım
.
Saklan ve vur taktiği çok işe yarıyor.Ama oyunun sonunda etrafta çokf azla nazi askeri dolaşıyor zırt pırt birileri düdük çalıp duruyor.Buda oyundaki zevki azaltıyor.Devamlı nazilerden kaçmak zevk vermiyor.
Ben oyun kesinlikle oynanmalı diyorum.
Macid hızına yetişilmiyor
Oyun gerçekten güzel, denenmesi gerekli. O renk paleti olayı ayrı bi muhteşem…
Pentium d 2.80 ghz 2 gb ram ATİ radeon Hd 2600 XT agp ile nasıl bir verim alabilirim acaba?
ammada agir bi oyun yaw! ama inceleme guzel olmus..
@Cem Şahin
Saol Cem, kapattığına eminim
@Onur Arslan
Vizeler başlamadan bir iki inceleme çıkarayım dedim
@Mert
Sanırım düşük ayarlarda falan oynatır o sistem, ama emin değilim…
Mustafa benim sistem amd x2 7450 2 gb ram 9400 gt acaba oyunu rahat oynayabilirmiyim ilerleyen gunlerde 1 gb gts 250 alicam ins ama simdi sistemle nasil oynayabilirim oyunu ..?
@Emre
Sanırım bir sorun yaşamadan oynayabilirsin şuan sahip olduğun sistemle.
Arkadaşlar win 7 ve ati ile sorunlar vardı? Aranız da çözüm bulabilen varmı?
Evet ATI de sorunlar vardı özellikle win7 üzerinde..Çözüldü mü o sorun bir bilgisi olan var mı ?
Yakında patch çıkacakmış.
Güzel oyuna benziyor.denemekte fayda var.
Bu grafiklerdeki bi oyunu oynamam
Biraz göze hitab edecek oyun dediğin…
ya oyun güzel de sanki mafia ve gta karışımı ve assassin’s creed gibi bir tırmanma özelliği var
oyun fena değil hala oynuyorum bakalım sonu nasıl olacak
güzel bir oyun.dinamitler felan güzel.tavsiy ederim arkadaşlar
arkadaşlar selam,
Sadece windows 7 değil vistada da sıkıntı varmış. amd’li çift çekirdekli işlemcisi olup da, ati ekran kartımız varsa oyunda donma oluyormuş. çözümü de çift çekirdeği tek çekirdek kullanmakmış. az önce gördüm ; linki de budur :
http://shiftdelete.net/the-saboteurun-donma-problemi-cozuldu-16482.html
bende de amd 6000+ işlemci ve toxic 4870 ekran kartı var. oyunu edindim ama kurup oynamak nasip olmadı. kısmetse bu akşam
deneyip sonuçları yazarım ben de. herkese iyi eğlenceler…
Ya bu oyun her ati ekran kartındamı sorun yaşatıyor?
p4
xpsp3
ati 1550
512 ram
Oyun bitti
benim pc 2.4 centrino 2, 4 gb ram, 256 mb ati hd 3400 oynatır mı? sanırım benim pc yi yine zor günler beklio
Benim harita ile ilgili bir sorum var haritada Vi yazan yeri bulamıyorum Sa ya gidince santos var ama Vi yok. Tam Vi yazan yer o gittiğimiz barın dibinde içeri girince de bulunmuyor bilen war mı nasıl Vi ye gidecegimi
adamlar yapmış
ama oyunun +18 olduğu oyunun başlangıcından belli
Benim bildisayarim core 2 quad 2,66 ghz , nvidia Ge Force 9600 GSO512 , 2 GB RAM ama kasarak oynuyorum neden boyle oluyor
1gb ddr2 ram,nvidia 7200gs 512 mb,intel e6300 çft ckırdek 2.8 açtı ama çok kasıyo
:D:D
benim sistem e5200 2.52 işlemci 2 gb ram. Ati 3850 512 mb 256 bit.. kasmadan full ayarlarda oynuyor.. oyun beklentileri fazlasıyla karsılıyor anlattıgı dönemi göz önüne alınca..
yeni başladım birkaç görev yaptım tatmin etti açıkcası.. sonunu şimdiden merak etmeye başladım…:):): inceleme süper olmuşş
oyun inanılmaz derecede godfather 2 ye benziyor özellikle silah kontrolü ve kahramanın yürüyüşü ve koşuşu, araba kontrolü godfather 2 ye göre daha iyi orası doğru ama diğer yanlarıyla godfather 2 ye çok benziyor grafikler bile.
Harika bir oyun.Çok severek oynuyorum.Herkese tavsiye ederim.
Arkadaşlar ben oyunu oynadım bitirdim ve genede oyna maya devam ediyorum çoook süper bir oyun herkese tavsiye ederim ha bide arkdaşlar oyunu oynarken hile trainer’i kullnamdan oynayın yoksa hata veriyor görevleriniz yarım kala bilir
cpum 2,10 ghz core2 duo ekran kartım 512 mb hd4500 ati radeon ram ddr2 800mhz 4 gb ama oyun başlarken takıldı cpu yla mı alakalı acaba ama gta nın en son cıkan serisini LCEF i rahatlıkla oynayabiliyoum yardımcı olursanız sevinirim
bu oyunun grafikleri çok iyi ve şık olmuş konu ve oynanablirlik de süper zevkli oyun gta ve splinter cell ile assassin’s creed harmanlanmış çok zevkli bir oyun olmuş görevler güzel ama biraz daha iyi olabilirmiş pandemic stüdyosu bize veda etmeden önce en son kıyağını yaparak bizden ayrılmış
oyunun sadece konu işleyişi özgün. bence birisinin aklına bu konu gelmiş ve başarılı olan bütün oyunların öne çıkan özelliklerini kopyalayarak ortaya bir oyun çıkarmışlar.
bence incelemede belirtilenlere ilave olarak F4 ve F5 tuşlarıyla araba ve destekçi çağırmak ta kötü olmuş. sene 1940 neyle çağırıyosun arabayı. zaten alarm bölgesindeyken destek çağıramıyosun, o da gereksiz olmuş.
! SPOİLER !
ayrıca oyunu henüz bitirmedim ama bazı görevler birbirinin kopyası. mesela bir kızı istediği yere götürüp beklerken girdiği binayı patlatıyor ve kaçıyoruz, çok daha sonra pederi bir yere götürüyoruz ve beklerken o da bir binaya giriyor ve patlattıktan sonra yine kaçıyoruz.
oyun bir başyapıt olamamış haliyle ama oynamaya değer
pentium d 3.00ghz, 1gb ram, ati x1600 256mb ekran kartı bu pyunu çalıştırır mı?
arkadaşlar ben bir bölümde kaldım yardım edebilecek birileri varmı bana
hangi bölüm kardeş